Egeyat

Egeyat

İstanbul Ümraniye’deki üretim alanında 5 metreden 13,5 metreye kadar her boy aralığında yelkenli tekne imal eden Egeyat, yılsonuna kadar, İzmir’de yapımını sürdürdüğü yeni üretim tesisine taşınmayı planlıyor…

Egeyat, 5 metrelik Pirat’tan başlayıp 13,5 metreye kadar seri olarak yelkenli tekne imal ediyor. 2001 yılında kurulan Egeyat, 2001 yılından bu yana 10 metre ve üzeri yaklaşık 90 tekne imal etmiş. İstanbul Ümraniye’de yer alan üretim tesisinde aynı anda 5 tekne üretme imkanı bulunan firma, daha büyük boy tekneler üretebilmek için İzmir’de yapımına devam edilen yeni üretim tesisine taşınmayı planlıyor.

Üstündağ Marin adıyla başladığı faaliyetlerine 2001 yılından bu yana Egeyat adıyla devam ettiklerini söyleyen Egeyat Genel Müdürü Sedat Üstündağ, “Üstündağ Marin olarak faaliyet gösterirken pazara çok fazla kabuk tekne verdik. Kabuk olarak verdiğimiz bu tekneler dışardan çok güzel görünürken içerisi her zaman aynı özen gösterilerek yapılmamıştı. Bu da bizim imajımızı olumsuz etkiledi. Bunun yanında ihracata başlayacağımız zaman Üstündağ’ın yabancılar için zor bir telaffuzu olduğunu da gördük. Üstündağ zamanında yaptığımız tekne modellerimize Ege-40 ya da Ege-30 gibi isimler veriyorduk. Biz de modellerimize verdiğimiz bu ismi firma adı olarak kullanmaya karar verdik.” diyor.

2001 yılında Egeyat’ı kurduklarını ve bu tarihten itibaren ihracata başladıklarını belirten Üstündağ, “İsviçre ile başladığımız ihracatımızda şu anda Japonya’ya kadar tekne göndermediğimiz yer kalmadı diyebilirim. Ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya ihracat yapıyoruz. Egeyat kurulduktan sonra 10 metre ve üzeri tekneleri ele alırsak yaklaşık 90 tekne yaptık.” şeklinde konuşuyor.



Egeyat Genel Müdürü Sedat Üstündağ

5 metreden 13,5 metreye kadar her boy tekne yapıyor
Egeyat’ın Pirat’tan başlayıp 13,5 metreye kadar seri olarak tekne ürettiğini; bu aralıkta her boyda tekne yaptıklarını sözlerine ekleyen Sedat Üstündağ şöyle devam ediyor: “Pirat modelimiz 5 metre, ondan sonra 7-8-9 metre yelkenlilerimiz var. 9 metrede üç, 10 metrede iki ayrı modelimiz var. 12 metrede yine iki ayrı modelimiz var. En son olarak da 13,5 metrelik modelimizi üretmeye başladık. Onu da yine iki ayrı model olarak yapacağız. Deck salon diye tabir ettiğimiz birincisi bitti, bu ay sonu denize indireceğiz.”

Bütün tekneleri CE A Klas Sertifikalı
“Teknelerimizi dişi kalıptan üretiyoruz. Dış kabuk polyester, içerisi ise müşteri isteğine göre tasarlanıyor. Yani tamamen seri üretim değil, müşterinin isteğine göre içerde oynamalar yapılıyor. Hazıra tekne yapmıyoruz, tamamen sipariş üzerine çalışıyoruz. Bütün teknelerimiz CE A klas sertifikalı. Ağırlıklı olarak çalıştığımız klas kuruluşları Bureau Veritas ve IMCI.”

10 metre üstü 5 tekneyi aynı anda yapabiliyor
“Üretim yerimiz Ümraniye’de, iki katlı ama biraz küçük bir tesis. Burada aynı anda 3 tekneyi finişe sokuyoruz, bunun yanında iki ya da 3 tekne de imalatta devam ediyor. Yani 10 metre üstü 5 tekneyi aynı anda yapabiliyoruz. Teknelerimizin imalatının tamamını burada gerçekleştiriyoruz. Alt katımızda polyester, ahşap gibi başlangıç işleri yapılıyor. Gövde-güverte kapatıldıktan sonra mobilyası, malzeme montajı, salma montajı vs. son işlemler için üst kata alıp burada bitiriyoruz.”

Üretim, İzmir’e taşınacak
“Üretim alanımızın darlığı nedeniyle tekne boylarımızı da büyütemiyoruz. Bu nedenle İzmir’de yeni bir üretim tesisi yapıyoruz. Aslında yapım çalışmalarına 3 sene önce başladığımız bu tesisin yapımını kriz nedeniyle bir süre askıya almıştık. Geçen sene piyasanın toparlanmaya başlamasıyla çalışmalara yeniden başladık. Geçen yılki canlanmanın aksine pazarda bu yıl yeniden bir durgunluk olunca yatırımı yine yavaşlattık ama bu yıl içinde tamamlayıp oraya geçmeyi planlıyoruz.”

“İzmir’de 5 bin 300 metrekare yerimiz var. Dolayısıyla ilerde büyümeye de müsait bir alan. Yönetim binamızı tamamladık, 800 metrekarelik bir kapalı üretim alanını da yapmaya devam ediyoruz. Üretimimizi İzmir’e taşıdıktan sonra, tekne boylarımızda da büyüme olacak.”

“Bunların dışında, Pendik Marina’da da bir irtibat ofisimiz var. Üretimimizi İzmir’e taşıdıktan sonra İstanbul’daki yerimizi kapatacağız ancak Pendik Marina’daki irtibat ofisimiz çalışmalarına devam edecek.”

İç tasarım müşteri talebine göre değiştirilebiliyor
“Teknelerimizin tasarımı, modellemesi ve kalıplaması tamamen bizim tarafımızdan yapılıyor. Zaten bizim en büyük avantajımız bu. Kendi tasarımlarımız olduğu için daha esnek çalışabiliyoruz. Teknelerimizi Akdeniz kuşağı için imal ettiğimizden bizim kokpitlerimiz diğer markalardan çok daha büyük.  İç yerleşimde ise müşterimizin isteği doğrultusunda uygun olan değişiklikleri yapabiliyoruz.”


Motoryat imalatı da başladı
“Modellerimizin hepsi yelkenli tekneler. Bizim teknelerimizin en büyük özelliği hakiki ‘deck salon’, yani yükseltilmiş salon olmaları. Deck salon dediğiniz zaman, içerde oturduğunuzda başınızın cam hizasında olması, dışarıyı çok rahat görmeniz lazım. Bizim teknelerimizde salon bölümünü yükseltiyoruz ve camları büyütüyoruz. İçerde oturduğunuz zaman dışarıyı çok rahat görebiliyorsunuz. Bu yüzden de tekne giderken içerisinde oturduğunuzda mide bulantısı, deniz tutması olmaz. Deck salon diye satan başka markalar da var, ama onlarda deck salon sadece modelin adı.  Bu sene motoryat imalatına da başladık. İlk olarak 7.40 metre motoryatla, Trawler 43 modellerimize başladık.”

Malzeme ve ekipmanlarda birinci sınıf markalar tercih ediliyor
“Teknelerimizde kullandığımız malzeme ve ekipmanlarda dünyaca tanınan, tüm dünyada garantisi olan birinci sınıf markaları tercih ediyoruz. Motorda ağırlıklı olarak Yanmar; bazen yabancı müşterilerin isteklerine göre Volvo tercih ediyoruz. Onun dışında bütün vinçlerimiz ve diğer güverte aksesuarlarımız Harken. Irgat, su ısıtıcısı, akü şarjı vs. malzemelerde İtalyan Quick ürünlerini tercih ediyoruz.”

Tekneler 2 yıl servis garantisiyle satışa sunuluyor
“Türkiye’de sattığımız teknelere 2 yıl garanti veriyoruz. Onun dışında da herhangi bir sorunda müşterimiz haber verdiği anda hemen yanındayız. Yurtdışında da dealerlarımız vasıtasıyla yine 2 yıl servis garantisi veriyoruz. Bunun için dealerlarımıza belli bir komisyon ödeniyor. Onun dışında gereken işlemleri dealerlar karşılıyor. 11 senedir ihracat yapıyoruz ve bu 11 senede imalatımızı öyle bir geliştirdik ki, artık dealerlarımıza neredeyse iş düşmüyor. Ufak tefek arızalar olursa da dealerlarımız hallediyor. Bugüne kadar önemli bir sorun yaşamadık.”

Satışların yüzde 70’i yurtdışına yapılıyor
“Satışlarımızın yaklaşık yüzde 70’ini yurtdışına yapıyoruz. Yurtdışı satışlarımızı dealerlar üzerinden yürütüyoruz. Birçok ülkede satış yerlerimiz var. Almanya’da, İtalya’da, Hollanda’da çok güçlü dealerlarımız var. Yurtiçinde de buna benzer bir sistem kurmak istiyoruz. Satışla oyalanmadan kendimizi tamamıyla üretime yönlendirmek istiyoruz.”

“Şu anki üretim alanımızda yıllık 15 tekneye kadar üretim yapabiliyoruz. Ama son birkaç senedir bu kapasitemizi tam olarak kullanamadık. Örneğin geçen yıl 9 tekne yapabildik.”

“Beyaz yakalı diye tabir ettiğimiz yönetim-satış vs. için 5 personelimiz var. Üretimde çalışan da 14 kişilik bir ekibimiz var. Bir dönem üretim ekibimiz 24 kişiye kadar çıkmıştı ama şu anda 14 kişilik bir ekiple üretime devam ediyoruz. Üretimin her aşamasını kendi personelimiz gerçekleştiriyor. Sadece döşemeler, yataklar ve benzeri işleri dışarıya veriyoruz.”

“Yeni modelimiz 45 DS’den ümitliyiz”
“2008-2009 yılları sektör açısından iyi değildi. 2010’da biraz açılmaya başladı işler. 2011 ise gayet güzeldi. Ama 2011 sonrasında böyle bir durgunluğu hiç beklemiyorduk. Önümüzdeki dönem için çok büyük beklentilerimiz yok ama zorlayacağız. Yeni yaptığımız 45 DS’den ümidimiz çok fazla. Bu çok özellikleri olan, inovasyona çok önem verdiğimiz bir tekne. İçerisinde 60 fit bir teknede olacak her şey var. Kıç aynada hidrolik açma kapama sistemli, kapalı bot garajı var. Bir düğmeye basıyorsunuz kapak açılıyor. Teknemizin çok büyük iki tane master kamarası var. İstenirse 3 kabine çıkarılabiliyor. İçeride aydınlatılmış mekan çok fazla, salonda da büyük mekanlar kullandık. İçerden kullanılabiliyor. Pek çok özelliği olan bir tekne. Bu tekneden beklentilerimiz büyük. Önce Bodrum Boatshow’da sergileyeceğiz, arkasından da Genova’ya götüreceğiz.”

Avrupalıyı daha kolay ikna ediyoruz
“Türkiye’de yat inşa alanında çok güzel işler yapılıyor ama biz tamamen dışarıya bağımlıyız. Bizim insanımızdaki marka merakı bitmedi. Herkes bir marka peşinde koşuyor. Bu nedenle yerli pazarda zorlanıyoruz. Ama Avrupalıyı çok daha kolay ikna ediyoruz. Çünkü onlar markaya değil, kaliteye ve sağlamlığa önem veriyor. Geliyor, tekneyi nasıl yaptığımızı görüyor, gövde kalınlıklarımızı, sağlamlığımızı, içerdeki mobilya işçiliğini görüyor ve siparişi veriyorlar.”

“Bugün Avrupa’da seri olarak yapılan teknelerin içerisi ahşap değil, hepsi laminant kullanıyor. Evde mutfak yapar gibi tekne içi yapıyorlar. İki tane usta şarjlı tornavidalarla giriyor, gelen parçaları birleştirip çıkıyor. Halbuki biz, 15-20 sene önce tekneler nasıl yapılıyorsa, öyle yapıyoruz. Bütün taşıyıcı perdelerimiz gövde ve güverteye laminasyon yapılıyor. İçerde tamamen hakiki ahşap kullanıyoruz. En son Amerikalı bir müşterimiz geldi, teknedeki ahşap işçiliğini gördü ve hemen sözleşmeyi imzaladık.”

Büyük boy tekne üreticileri daha rahat
“Büyük boy tekne üreten firmalar bize göre çok daha rahatlar. Çünkü üretim süreçleri uzun. Egeyat olarak bizim daha büyük boy teknelere yönelmek istememizin nedenlerinden biri de bu. Biz bir sipariş aldığımız zaman 3 ay sonra tekneyi bitiriyoruz. Arkasından hemen bir sipariş daha almak durumundayız; çünkü işletmeyi döndürmek için üretime devam etmeliyiz. Büyük boy tekne üretiyorsanız 8-10 ay, hele megayat yapıyorsanız 2 sene boyunca üretim devam ediyor.”

Yat inşa sektörü teşvik edilmeli
“Bu sektörde Türkiye iyi durumda görünüyor ama yine de Türkiye’deki üreticilerin teşvik edilmesi lazım. Türkiye’deki deniz meraklıları gidip Avrupa markası tekne alıyorlar. Çünkü bizim bu markalarla rekabet etme şansımız yok. Biz senede 10-15 tekne yaparken onlar 3 bin tekne yapıyor. Malzeme tedarik ederken senede 3 bin tekneye göre malzeme alınca yüzde 40-50’ye varan indirimlerle alabiliyorlar. Biz aynı malzemeyi yüzde 5 indirimli almakta zorlanıyoruz. Bu nedenle bizim onlarla rekabet etmemiz çok zor. Yurtdışında satışlar azalınca onlar da Türkiye’ye yöneldiler. Bizim yurtiçi satışlarımız azaldı. Bu rekabetin dengelenmesi lazım. Nasıl dengelenebilir? Belki yerli üreticiler icin teşvik çıkarılıp KDV’den ya da ÖTV’den bir indirim olabilir. Bir şekilde teşvik olmalı çünkü burda devletin  kazancı daha büyük olacaktır. Şu anda yurtdışından ithal edilen teknelerden devletimiz 5 kuruş alamıyor. Çünkü bu tekneler zaten yabancı bayrakla satılıyor. Halbuki bizim satacağımız bir tekneden yüzde 18 KDV almasa, yüzde 8 ÖTV alır, her sene harç parası alır, her tekneden 120-130 bin euro gibi bir parayı da yurtdışına çıkarmamış oluruz. Cari açığa da etkisi olur. Her tekne icin 8 kişiye 5 ay boyunca istihdam sağlanmış olur. İşsizliği engellemeye katkısı olur. İçeride güçlenen firmalar daha rahat ve çok sayıda ihracata dönerler, ihracatımız artar. Bana göre bu sektörün, desteklenmesi gereken sektörlerin başında gelmesi gerekir. Bunun yanında önemli bir faktör de marinalarımızın yetersiz olması. Türkiye’nin çok sayıda marinaya ihtiyacı var. Marina yapılması için gereken bürokrasinin azaltılması gerekir.”

Kancabaş Projesi
“Kancabaş, bizim yeni bir projemiz. Bunlar, Osmanlı döneminde kullanılan, boğazda, haliçte ulaşımı sağlayan kürekli ve yelkenli kayıklar. Türk Yelken Vakfı ile beraber başladığımız bir proje. Biz bu tekneyi yeniden hayata geçirmek için bir tane yaptık. Tamamıyla Osmanlı çizgilerini yansıtan bir tekne. Tekneyi yaparken çok araştırdık, Eski orijinal bir proje bulduk, çok eski iki tekne bulduk.  Bu örnekleri de inceleyerek, bolca araştırarak 7,60 metre boyunda, çifte kürekli bir tekne yaptık.”

“Nasıl Venedik’in gondolu varsa, İstanbul’un da kendine özgü böyle bir teknesi var. Bu teknenin turistik amaçlı, örneğin haliç içi gezilerde vs. kullanılabileceğini düşünüyoruz. Belediyelerin bu tip projeler için ayırdığı fonlar var, biz de bu projeyi Türk Yelken Vakfı’yla beraber belediyelere sunarak tanıtmaya çalışıyoruz.”